Determinizm ve Özgür İrade

Determinizm ve Özgür İrade

Özgür iradeye dair fikirlerimiz Aristoteles’e kadar uzanıyor. “ De Interpretatione” eserinde Aristo “özgür irade” ve “kader” ilişkisine dair önermeler ortaya atmışsa dahi, bu önermeler onun sonraki felsefeleriyle mantıki tutarsızlık içine girmiştir.

…bir şeyin olduğunu ya da olabileceğini söylemek her daim doğru olsaydı, “olmaz” ya da “olamayacak” var olamazdı. Ama eğer bir şeyin gerçekleşmemesi olamaz ise, gerçekleşmemesi imkansız hale getirirdi; ve gerçekleşmemesi olamaz olan şey ‘öyle gerektiğinden’ gerçekleşirdi. O zaman da, olacak olan her şey ‘öyle gerektiğinden’ olurdu -Aristo (De Interpretatione)

Özgür irade hakkında konuşacaksak öncelikle “irade”nin ne olduğunu tanımlamaya çalışmalıyız; irade, kısaca “kendine sahip olma” ya da, kendi ve diğerleri için en uygun kararları alabilme” gibi ifadelerle tanımlanabilir. Özgür irade ise, insanın bütün “benliği” ile özgür bir şekilde, hiçbir tarihsel olayın etkisi altında kalmadan karar verebilmesidir.

Gerçekliğin gerçek olmasına çok da gerek yoktur. Biz yarattığımız gerçekliğin içindeki sebep-sonuç ilişkisini anlayarak kararlar alırız. Bu sebepten sebep-sonuç mekanizması sinir sistemiyle çalışmayan canlıların “anlama” ihtiyacı yoktur. Onlar sadece eylemi hayata geçirirler. Bu kadar. Bilgisayarlar gibi.

Sinir sistemimizdeki hücrelerin her biri kendiliğinde bir canlıdır. Ama bu canlıların sinir sistemimizde olmaları başka bir sebepten dolayı değildir; onlar oradalar çünkü orada olmaları gerekiyor. Tıpkı bizim bu gezegende olmamız gerektiği gibi.

Hücreler, kendilerine gönderilen bilgi ve kendilerinin diğer hücrelere aktardığı bilgi ile ilgilenirler. Karar-öncesi aşamada ve karar aşamasında vücudumuz inanılmaz derecede kimyasal süreçler yaşar. Bu kimyasal süreçlerin yapı taşları hücrelerdir. İşte, asıl sorun da burada başlıyor. Bizim olan hücrelerin çoğu, aslında bize ait değil ve ya manipüle edilebilir hücreler. Besinlerimiz, soluduğumuz hava, dokunduğumuz nesneler, hepsi kimyasal bir sürecin sonuçları. Ve aşırı tüketim toplumu olarak, gereğinden fazla tüketmenin bir erdem olduğuna inanarak özellikle besinleri aşırı derecede tüketiyoruz. Bu sebeple, hücrelerimiz kolaylıkla manipüle edilebilir oluyor.

Özgür irade, zihinsel davranışların fiziksel dünyada yol açtığı sonuçları anlayamamasından doğan bir yanılsamadır.

Bir mekanizmanın parçası olan zihin, kendini o mekanizmanın karar merkezi olarak görür, ama aslında gerçek böyle değildir.

“İnsanların özgür iradeli varlıklar olduklarını düşünmek için bir sebep yoktur. Ama sahip olduğumuz enformasyonun eksikliği yüzünden, davranışları özgür iradenin bir sonucu olarak kabul etmeye mecburuz.”

Newton fiziğinin geçerli olduğu dünyada raslantısallık söz konusu değildir. Tesadüf olarak gözüken her şey bir sebebe bağlıdır. Kuantum fiziğinin hakim olduğu dünyada ise determinizm ‘i inkar etmek ve kuantum altı parçacıkların Newton fiziğinin hakim olduğu dünyaya etki ettiğini söylemek “mutlak tesadüf” denilen şeyi kabul etmektir. Buradan aldığımız sonuç, özgür iradenin tesadüfle ilgisinin olmadığıdır. Her iki fiziğin de kabul edilebilir olduğu evrenlerde tesadüfe yer yoktur.

Öncelikle, benlik algısı tamamen sinirsel bir algıdır.

Dört yıl önce Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nden beyin cerrahı Itzhak Fried, sara hastalarının beyinlerine her birinde saç teli inceliğinde elektrotlar bulunan birkaç duyarga yerleştirdi. Hastalar, şiddetli sara nöbetlerinin nedenlerini anlama amaçlı birer ameliyat geçiriyorlardı ve bu işlem sırasında bu deneye katılmaya da razı olmuşlardı. Duyargalar yerleştirildikten sonra ameliyat esnasında bilinci açık durumda bulunan hastalardan kendi seçtikleri bir zamanda bir düğmeye basmaları ve bunu hareketi gerçekleştirmek için ilk dürtüyü ne zaman hissettiklerini de belirtmeleri istendi.

Sonrasında, deneyin sonuçları Harvard Tıp Fakültesi ve Boston Çocuk Hastanesi’nden sinirbilimci Gabriel Kreiman tarafından inceledi. Kreiman, 12 hastadan ameliyatı esnasında elde edilen verileri incelediğinde beynin hareketle ilgili motor ön destek bölgesinde ve motivasyon ve dikkat ile ilintili ön singulatta bildirilen dürtülerden yüzlerce milisaniye ile birkaç saniye öncesinde tek başına ateşlenen nöronları fark etti. Yani sinirler, gerçekten de kişinin bir kararı almasından çok önce, o kararla ilgili ateşlenmiş oluyordu! Bu, bilim açısından şu anlama geliyor: özgür iradeyle oluşturulduğu sanılan bir kararın, aslında bilinçaltı tarafından ateşlendiğinin ilk sinir bilimsel ve somut ölçümüydü. Kaynak: Evrim Ağacı

Kreiman, insanlarda bilinç öncesi karar mekanizmasını tek nöron düzeyinde ölçtü. Bu, özgür irade ile birlikte ismi sıkça anılan “determinizm” konusunu yeniden gündeme getirdi.

Determinizm, evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir.

Eğer özgür iradeden bahsediyorsak, yani, bir kararı bütün benliğimizle özgür bir şekilde veriyorsak büyük bir tarihsel süreci ölçebiliyor olmamız gerekir. Halihazırda bunu ölçebilecek hiçbir cihazımız yok. Kararlarımızın gerçekten özgür mü yoksa tarihsel sebeplere mi bağlı olduğunu bilemiyoruz.

Şimdi, geldik Yapay Zeka mevzusuna. Her şeyden önce şunu kafamıza oturtmamız gerekiyor; Yapay Zeka bir karar almaz. Yapay Zeka özünde öğrenme sürecidir. Elinizde bir veri vardır ve siz o veriyi tanıtarak onun öğrenmesini sağlarsınız. Yapay Zeka hangi seçimin istatistiksel olarak rasyonel olduğuna büyük oranda doğru cevap verebilir. Ama Yapay Zeka’nın o durumda ne yapmasıyla ilgili hiçbir fikri yoktur. Yani, yapay zeka sizin seçimlerinize ve kararlarınıza bağlıdır.

Yapay Zeka’nın deterministik (determinizm) olarak neden-sonuç ilişkilerinin etkilerini ölçmesi, onu öğreten (supervisor) tarafından kodlanır. Ama supervise (danışman) de, kararları özgür irade ile vermez.

Mesela, self-driving (sürücüsüz araç) arabaların kaza şansı neredeyse 0’a yakındır. Tesla’nızla yolda giderken arabanız önünüze çıkacak olan insanları, arabaları tanıyarak ona göre bir aksiyon alır. Oysa önünüze bir kedi çıkarsa ve yapay zeka kediye çarpıp sizin hayatınızı kurtarmakla arabayı sağa kırıp ölümünüze sebep olmak arasında bir seçim karşısında kalırsa?

Yapay Zeka’nın güvenirliğini sorgulayan bu tip sorular günü günden artmakta. Yapay Zeka’nın bir özgür iradeye sahip olamayacağı konusunda ise çoğu insan hemfikir.

Çoğu araştırmacı, ne insanın, ne de bilgisayarın özgür iradesi olmadığı ve olmayacağı fikrini savunuyor.

 

Kaynak: Medium

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir