Türkiye’de Temel Bilimler’in Çöküşü

Yazan: Selçuk Can Güven

Türkiye’de temel bilimler’in bir çöküş içerisinde olduğu ortada. Kontenjanlar azalıyor ve bölümler kapanıyor. İş kaygısıyla öğrenciler bu bölümleri tercih etmiyorlar.

Ülkemizde bu çöküşü tetikleyen pek çok sebep olsa da aslında bu değişim tüm dünyada yaşanıyor. Değişim yansımaları sadece ülkemizde “çöküş” olarak zuhur buluyor.

Basit bir tabloyla duruma hızlıca göz atalım.

Gamze Kolcu’nun Hürriyet Eğitim’deki 29 Nisan 2015 tarihli haberinden

2010 yılından 2014 yılına hem kontenjanlardaki dramatik düşüş, hem de bu kontenjanlara yerleşen aday sayısındaki azalış durumu gayet net özetliyor.

 

Bu değişimin temelinde iş kaygısı yatıyor.

Tek tek düşünelim.

Biyoloji Mezunu: Biyolog sıfatıyla mezun oluyor. Ekoloji, botanik, tarım, hayvancılık gibi pek çok alanda iş bulabilecekken sağlık sektörünü tercih edip 2 yıllık meslek yüksekokulu mezunu kendinden 10 kat daha deneyimli laboratuvar teknisyenleriyle rekabete giriyor.

Fizik Mezunu: Havacılık ve uzay bilimlerinden tutun da bilgisayar mikroçip üretimine kadar çeşitli seçenekler olmasına rağmen karşılarına sadece öğretmenlik veya akademisyenlik çıkıyor. Temel bilimlerin en temel birimi, hayatın kanunlarını içinde barındıran bu dal; demode, sıkıcı ve gelecek vaat etmez olarak nitelendiriliyor.

Kimya Mezunu: Kimyager sıfatıyla mezun oluyor. Hammaddeye dayalı tüm endüstrilerde (tekstil, petrol, gıda, vb.) ciddi açıklar varken kimya mühendisleriyle rekabete giriyorlar.

Matematik Mezunu: Durum matematik mezunları için göreceli olarak daha iyi. Çünkü dersanelerde matematik öğretmeni açığı var ve özel ders ile iyi para kazanabiliyorlar. Bu yüzden kontenjanları azalmasına rağmen diğer bölümlere göre yerleşme sayıları daha orantılı ilerliyor.

DİPÇE: Elbette pek çok farklı alternatif veya alt meslek tanımı mevcuttur. Yukarıda sayabildiklerim kendi deneyimim ve gözlemlerimle sınırlıdır.

Mezunların bu durumu bizi ilk sonucumuza ulaştırıyor:

SONUÇ 1: Mezuniyet ünvanımızla iş arıyoruz.

Mezun olduğumuzda hayata başlayabilmek için gerekli tüm nitelikleri okuldan almış olmayı bekliyoruz. Sonuç tabii ki hayal kırıklığı.

Biyolog kendini fotoğraf alanında geliştirip doğum fotoğrafçısı veya turizm alanında geliştirip 3600’den fazla endemik bitkiye ev sahipliği yapanülkemizde ekoturizm uzmanı olmuyor.

Fizikçi programlama öğrenip tıbbi görüntüleme yöntemleri üzerine çalışmıyor.

Matematikçi iktisat öğrenip finans dünyasına ve büyük veri analizini temel alan işlere yönlenmiyor.

Aslında daha zor olmasına rağmen, KPSS’ye hazırlanıp mezuniyet ünvanımızla atanmayı beklemek daha kolay geliyor.

Yahu KPSS’den 90 almak için göstereceğin çabanın yarısını farklı alanlarda kendini geliştirmek için göstersen zaten iş bulacaksın!

Dikkat ederseniz burada belirgin bir örüntü var. İş olasılıklarını artırmak için bir yan alanda kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Peki üniversite sıralarında bu teşvik ediliyor mu?

Başlıktaki kenar etkisi bu örüntüde kendini gösteriyor. Verimli ve gelecek vaat eden meslekler, çoklu disiplinleri temel alan meslekler artık. Yani birden fazla mesleğin iç içe geçmesiyle meydana gelmiş, yenilikçi alanlar.

Nedir bu kenar etkisi?

Doç.Dr. Sinan Canan, Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler kitabında kenar etkisini şöyle tanımlıyor:

Yaşamın ve verimliliğin farklı ortamları birbirinden ayıran “kenarlarda” veya “sınırlarda” zenginleştiği ve çeşitlendiği gerçeğini anlatır.

Yani bizim konumuz dahilinde inceleyecek olursak, farklı mesleklerin kesiştiği, iç içe girdiği alanlarda zenginlik ve çeşitlilik görüyoruz.

 

Bu tüm dünyayı kapsayan bir eğilim. Tüm dünyada hibrid meslekler, ya da çoklu disiplinleri temel alan branşlar yükselişte. Biyokimya (biyoloji + kimya), biyomedikal (biyoloji + mühendislik), astrofizik (astronomi + fizik), elektrokimya (malzeme bilimi + elektrik + kimya) aklıma ilk gelen birkaçı. Bu bir paradigma kayması. Bu gidişatın önünde hiçbir şey duramaz. Fakat bu temel bilimlerin bitişi anlamına gelmiyor.

SONUÇ 2: Birden fazla branşın iç içe geçmesiyle oluşan hibrid meslekler, tüm dünyada yükselişte.

Gözden kaçmaması gereken en önemli nokta şu: Çoklu disiplinleri temel alan mesleklerin yükselişlerine elverişli ortamı, oturaklı temel bilimler eğitimi sağlıyor. Bizim gibi, dünyadaki yönelimleri gerekli altyapıyı oluşturmadan takip etmeye çalışan ülkelerde ise bu paradigma kayması çöküşlere neden oluyor.


KAPANIŞ:

Temel bilimlerdeki çöküşün ülkemize ödeteceği bedelden bahsetmedik. Sadece dünya genelindeki yönelimlerin bizde nasıl sonuçlar doğurduğunu kısaca inceledik. Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan İNCE çok güzel özetliyor: “Temel bilimler yüzyıllardır devam eden, uygarlığın temel taşlarıdır.”

Hibrid meslekler de dahil diğer tüm alanların gelişebilmesi için temel bilimler kilit önem taşır. Temel bilimler olmadan gerçek anlamda gelişmişlikten, üretimden ve ekonomik özgürlükten bahsedilemez. Dışa bağımlılık sürekli hale gelir.

YÖK’ün bu konudaki “Öğrenci yoksa kapayalım.” yaklaşımı inanılmaz hatalıdır. Bu bölümler lokanta değil ki müşteri gelmeyince kapatıyorsunuz? Önümüzde bir gerçek var. Türkiye’de meslek garantisi olan bölümler tercih ediliyor.

Parlak Bir Gelecek (parlakbirgelecek.com)sitesinin 14 Temmuz tarihli “2014 Tercih Trendleri: En Çok Tercih Edilen 20 Üniversite ve 20 Bölüm” raporundan alınmıştır.

O zaman bizlerin görevi müfredatımızı ve üniversite yapılanmamızı gözden geçirerek üniversite bünyesindeki (varsa) kariyer merkezleriyle ve mesleki danışmanlık birimleriyle ortaklaşa bir kendini güncelleme hareketinin parçası olmaktır. Çağın gereksinimlerine göre kendini güncelleyen bölümlerin (Moleküler Biyoloji ve Genetik) gözde hale gelmesi, bunun en somut kanıtıdır.


Yazıyı yayınladıktan 2 hafta sonra güncelleme: İstanbul Üniversitesi bünyesindeki Tıp Fakültelerinin (Cerrahpaşa, İstanbul) Temel Bilimler bölümleri ile Klinik Bilimler bölümlerinin taşınmak suretiyle ayrılıyor.

Yazıyı yayınladıktan 3 hafta sonra güncelleme: YÖK üniversite kontenjanlarını açıkladı. Başkan Prof. Dr. Yekta Saraç’ın, “Yeni kontenjan planlaması yapılacak” dediği temel bilimler bölümlerinde durum şöyle: 20 üniversitede biyoloji, 31 üniversitede fizik, 34 üniversitede kimya, 13 üniversitede ise matematik bölümleri kapatıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir